Hogwarts Kurucularının Hikayesi

Hogwarts’ı gerçekten bulan dört insan hakkında ne biliyoruz? Godric Gryffindor, Helga Hufflepuff, Salazar Slytherin, Rowena Ravenclaw ve onların hikayelerinin yeni örneklemelerinin keyfini çıkarın!

Profesör Binns’e göre, Godric, Helga, Salazar ve Rowena bu kaleyi, meraklı Muggle gözlerden uzakta beraber inşa ettiler. Birçok kısma göre, dörtlü Hogwarts’ın yaratılışında beraber çalıştı, ama bu Salazar Slytherin’in sıkıntılı düşüncelerinin büyücülük dünyasında yol açtığı ulu çatlaktan önceydi.
Peki ya kurucuların kişisel hikayeleri neler?


GODRIC GRYFFINDOR

“Vahşi kırlardan, cesur Gryffindor”

Bathilda Bagshot’tan, Potterlar’ın kendilerine kadar bir çok Harry Potter karakterinin gelecekteki evi olan “Godric’s Hollow”da yaşadı. Diğer birçok bina gibi Gryffindor’u bulan Godric, cesareti ve usta düellocu yetenekleri ile bilinirdi. Gümüşçü cincücelerin en iyisi olan ilk Ragnuk tarafından onun için yaratılan özel bir kılıcı vardı. Kılıç “parıltılı gümüş” ile “yumurta büyüklüğünde yakut”tandı. Kılıç o kadar güzeldi ki, Ragnuk Godric’i çalmakla suçlayarak onu geri almaya çalıştı. Neyse ki Godric hafife alınacak biri değildi ve cincüce topluluğunda ona ait olan şeyi geri aldı. Gerçi bu yinede cincücelerin Gryffindor hırsızlığı hakkında “sahte efsane” yaratmasını durdurmadı. Efsane ayrıca diyor ki; Godric ve diğer kurucular gittikten uzun süre sonra, okulun öğrencilerini binalara ayıracak olan ,başlığın sezgili bir kısmı olan Seçmen Şapka’yı Hogwarts’a veren adam da Godric. Şapka tüm kurucuların zekasını içerir, böylece onların sezilerini her Hogwarts öğrencisine sonsuza dek aktarır.

Godric her zaman savaştaki kararlı yetenekleri ile ve büyücü dünyasındaki Muggle ayrımcılığına karşı savaşı ile bilinecektir. Aslında, bu Slytherin kurucusunu Hogwarts’dan gönderen, Godric ve Salazar arasındaki ciddi bir tartışmaydı. Godric, kesinlikle zamanının ilerisinde bir adamdı.


HELGA HUFFLEPUFF

“Engin Vadi”den Helga, “adalet ve sadakat” ile değerlenmiş binanın kurucusuydu. Seçmen Şapkaya göre, Helga “çok’u öğretmeye” ve “ne kadar yetenekli olurlarsa olsunlar ya da hangi aileden gelirlerse gelsinler” belli öğrencileri diğerlerinden üstün yargılamamaya yemin etmişti.

Hogwartsta, Hufflepuff onun büyüdeki yetenekleri ve herkes tarafından sevilen muhteşem ziyafetler için yemek hazırlıklarında -ona özel- onun kayda değer yeteneklerinin kullanımı ile bilinirdi. Onun bu marifeti tüm okulu uyum içinde bir araya getirirdi.

Helga Hufflepuff’ın fantastik reçeteleri bugün hala Hogwarts mutfağında kullanılır ve altın kupasıyla öğrencilerinin şerefine içtiği portresi Hufflepuff ortak odasında bulunabilir. Hogwarts ziyafetlerinin mükemmel ve feyizli olduğuna şüphe yok.

Ve “altın kupa”ya gelirsek? Evet, bu eski kupa Helga’nın torunlarına geçmiş olabilir, sonuç olarak “soğukça miras kalan” değerli bir eşyaya sahip olma tutkusuyla “Hepzibah Smith”in ellerine düşmüştür. Yazıktır ona ki, genç arkadaşımız Tom Riddle bundan haberdardır ve bir kere onu tutunca, Helga’nın güvenilir kupası Lord Voldemort’un hortkuluğu olacak olan bir porsuk biçimine gelmiştir.


SALAZAR SLYTHERIN

Yıllar boyunca, dört kurucunun arasındaki her şey çok iyiydi. Ne zamanki Salazar Slytherin “bataklık”tan cin fikirlilik yaptı ve sadece büyücü ailelerinin Hogwarts’a gelmeyi hakettiğini öne sürdü, üç arkadaşı ona karşı durdu.

Salazar Slytherin okulu terketti. Bunu yapmadan önce nasıl olduysa, kalenin içinde kendi görkemli heykelinin ve sadece onun kontrol edebileceği bir canavar bulunduğu gizli bir oda yaptı.
Salazar Slytherin’in varisi okula gelip atalarının yarım kalan işini bitirene dek, oda bir sır kalacaktı. Slytherin ayrıca aile yadigarı hazine olacak ve sonunda Lord Voldemort’un hortkuluğu olacak olan bir altın madalyon da bırakmıştı arkasında.

Kusurlarına rağmen, Salazar “zihin okuma” ve “Çatalağız”da marifetli, yetenekli bir büyücüydü ve onun bükümlü mirası ve yetenekleri onun soyundan gelen çoğu aile üyesinde hayat buldu, özellikle de Lord Voldemortda.

Neyse ki Muggle doğumlulara karşı hoşgörüsüz doğası büyücü dünyasının çoğu tarafından kabul gören bir şey değildi. Ve Salazar’ın tüm mirası da kötü değildi yani. Kendisinin çok uzak bir torunu, Isolt Sayre, Ilvermony okulunu bulur ve Salazar’ın asası sonunda restoratif güçlerle, yapraklarla yılanodunu ağacına dönüştürelerek okulun altına gömülür.


ROWENA RAVENCLAW

“Küçük Vadi”den Rowena Ravenclaw, zamanının en zeki cadısıydı ama hikayesi tam bir trajediydi. Zekası ve öğrenme aşkı ile bilinen Rowena, takana bilgelik bahşettiği söylenen bir diadem takardı.

Her nasılsa, Rowena’nın kendi kızı annesinin inanılmaz zekasını kıskanmaya başladı. Helena Ravenclaw annesinin diademini çaldı ve kaçtı. Gerçek odur ki, Rowena hastayken bile kurucu arkadaşlarından bunu sakladı.

Kızını son bir kez görme umudu ile, Rowena Helena’nın evine, onu getirmesi için bir adam yollar. Ne yazık ki bu adam, eve dönmeyi reddedince öfkeyle Helena’yı bıçaklayıp tepetakla eden Kanlı Barondu. Helena trajik bir şekilde öldürüldükten sonra, efsane bize der ki, Rowena Ravenclaw kırık bir kalp ile vefat etti. Helena’nın hayaletinin Ravenclaw binasının hayaleti olduğuna ve okul koridorlarını sık sık sessizlik içinde dolaştığına şüphe yok.

KAYNAK
ÇEVİREN: SÜMEYYE LENA ÇİFTÇİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

:bye: 
:good: 
:negative: 
:scratch: 
:wacko: 
:yahoo: 
B-) 
:heart: 
:rose: 
:-) 
:whistle: 
:yes: 
:cry: 
:mail: 
:-( 
:unsure: 
;-)