Harry Potter ve Kutsal Kase

Ben kurgu yapıtlar konusunda teorileri yazmayı pek sevmem. Ancak Harry Potter serisi hakkında çok sağlam bir teorim var. Sağda solda araştırdım ama sanırım kimse bahsetmemiş. Buradaki iddialar tamamen başka kurgu metinlere dayanıyor çünkü bahsedilen belgeler kanıtlanmadı. Bu arada bu teoriyi anlatırken tüm Harry Potter serisinden spoiler yapacağımı da bildireyim.

Ön hazırlığı yaptığımıza göre teorime başlayabilirim. Harry Potter kitapları bir çocuğun kötü bir büyücüden kurtulma hikayesi değildir. Harry Potter serisi kutsal kasenin bir alegorisidir. Hatta Rowling’in işaret ettiğine göre Harry İsa’nın soyundan gelmektedir.

Şimdi iddia büyük, o yüzden parça parça başlayalım

İlk önce bilmemiz gereken şey şu, iddia edilene göre İsa gerçek hayatında Tanrı’nın oğlu değildi. Kendisi bir yol göstericiydi. Tanrılık sıfatı İznik Konsilince kendisine verildi ve tanrı olmadığını söyleyen bütün kaynaklar yok edildi. Ancak bir problem vardı. O da İsa hayattayken Mary Magdalene ile evlenmiş ve ondan çocuk sahibi olmuştu. Bu çocuk saklanmış ve bütün Avrupa’ya yayılan bir soyu başlatmıştı. Katolik kilisesi için işler Ortaçağa kadar iyi gitti ancak haçlı seferleri sırasında daha sonra tapınak şövalyeleri adıyla anılacak grup bir şekilde kutsal kaseye ve İsa’nın insan olduğunu kanıtlayan belgelere ulaştılar. Ve bu belgeler ile Avrupa’ya gelip Katolik kilisesine şantaj yaptılar. Katolik kilisesinden yüklü miktarda altın koparan tapınakçılar bütün Avrupa’da hüküm sürmeye başladı. Bazı tapınakçılar aldıkları altınlar ile sefahat yaşarken bazı tapınakçılar da sakladıkları sırrın kutsal olduğuna inanıyordu. Bu nedenle sırrı korumak için yemin ettiler.

Bu arada kilise belgeleri bir şekilde ele geçirmeye karar verdi. Çünkü dışarıda olan sır, kendi çöküşlerine neden olacaktı. Bu nedenle tapınakçıları ve onlara yakın olan herkesi satanist olarak mimleyip bütün Avrupa’ya yayılan bir cadı avı başlattılar. Cadı avı sırasında yakaladıkları insanlara işkence ederek sırrın saklandığı yeri öğrenmeye çalışıyorlardı. Bu sorgulamalar ve işkenceler nedeniyle çoğu tapınakçı öldürüldü. Sırrı saklamaya yemin eden şövalyeler baktılar risk büyüyor Sion tarikatı adında bir örgüt kurup saklanmaya ve sırrı da beraberlerinde götürmeye karar verdiler. Ayrıca İsa’nın soyunu da bulmuşlardı. Onları da korumaya başladılar. Cadı avı sırasında kilise istediği bilgilere ulaşamadı ancak sırra sahip olanları yeterince korkutmayı başardı. Artık kimse kendilerine şantaj yapacak durumda değildi. Büyük ölçekli cadı avlarını bitirdiler ancak İsa’nın soyunu aramayı hep sürdürdüler. Bu yüzden Sion tarikatı soyu hem korudu hem yetiştirdi.

Şimdi bu söylediklerim genel olarak anlatılan şeyler, herhangi bir kanıt falan yok. Bunu muhtemelen Rowling de biliyor. Şimdi başlayalım bu anlatılanların Harry Potter ile ilgisine. İlk önce dikkatimi çeken şey Sion tarikatı liderlerleri listesi. Bu listenin gerçek olmadığı kanıtlanmış durumda. Ancak listedeki Nicolas Flamel ismi dikkat çekici. Flamel simya ile uğraşmış bir insan ve hikayelere göre kendisi felsefe taşının da mucidi. Bu felsefe taşı Harry Potter’ın ilk kitabının da konusu. İş burada garipleşmeye başlıyor çünkü Flamel, Fumbledore’un arkadaşı ve bu değerli hazineyi kendisine teslim edecek kadar güveniyor. Neden? Çünkü Dumbledore da tarikatın bir üyesi.

Bir de Harry’ye bakalım;

Voldemort bildiğiniz üzere Harry’nin annesini ve babasını öldürdü. Dumbledore da üzerindeki tılsım geçmesin diye onu teyzesinin yanına bıraktı. Buraya kadar her şey normal. Peki neden Potter ailesinin hiçbir üyesini görmüyoruz? Harry hazır olana kadar büyücülük dünyasından uzak tutuluyor ama büyücü olduğunu öğrendikten sonra nasıl olup da hiçbir akrabasıyla karşılaşmıyor? Uzaktan bir kuzeni olur başka biri olur, hiç kimse yok ortada. Bildiğimiz üzere Potter’lar safkan ve ünlü bir aile. Ancak hepsi İsa’nın soyundan geldiği için bir şekilde ortadan kaldırılmışlar. O yüzden Harry “kelid” aynasının başında otururken sadece ölü akrabalarını görüyor.

Bir de Harry ve Dumbledore ilişkisine bakalım. Sion tarikatının İsa’nın soyunu koruyup yetiştireceğini söylemiştik. Dumbledore da tam olarak bunu yapıyor. İşe Harry’i korumakla başlamıyor bundan önce Lilly ve James’i koruyordu. Birçok insan tehdit altında ama Dumbledore Harry’le özel olarak ilgileniyor çünkü o da ölürse soy yok olmuş olacak. Dumbledore’un tutup Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nı kurmasının ve yönetmesinin de sebebi bu. Bu biraz da kehanet ile ilgili tabi. Çünkü daha öncesinde Sybill Trelawney tarafından Dumbledore’a temmuz sonunda doğacak bir çocuğun Voldemort’un sonu olacağı şeklinde bir kehanet veriyor. Bu kehanet de Harry’i seçilmiş kişi yapıyor. Dünyada seçilmiş kişi olarak tanınan başka kim var? Tabii ki İsa.

Bu yaşananlarda büyücü toplumu da önemli. Öncelikle harry’nin sıkıcı bulduğu sihir tarihi derslerinde sık sık cadı avlarından bahsedildiğini duyarsınız. Ayrıca bu toplumda din ile ilgili hiçbir bilgi yok. Yani kiliseden falan hiç bahsetmiyorlar çünkü bütün büyücüler pagan aslında. Ki bu da onların kiliseden önceki dinlerini koruduğunu gösteriyor.

Trelawney ve Dumbledore

Kutsal kase efsanesine bakarsak da şöyle; Kutsal Kase’nin İngiltere’de saklandığını görürüz. Yani genelde hikayeler bu şekilde ve Kral Arthur’un pek çok şövalyesinin kutsal kaseyi aramaya çıktığından bahseden efsaneler vardır. Bu yüzden Rowling’in Harry’i kendi ülkesinde tutmasının bir sebebi de bu. Çünkü Harry aranan soyun temsilcisi. Harry’nin ilişkileri de yine İsa ile benzer. Efsanede İsa’nın Mary ile evlendiğini söylemiştim. Mary Magdelene de genelde resimlerde kızıl saçlı olarak tasvir edilir. Peki kızıl saçlı kim var? Tabii ki Ron ve daha sonra Harry’nin eşi olacak Ginny.

Harry’nin kendisi de hep önemli bir insan olduğunu işaret ediyor. Büyücü olmadan önce silik bir çocuk olan Harry kalesine yani Hogwarts’a gelince bir krala dönüşüyor. Aslan kralların sembolüdür hep Harry de sembolü aslan olan Gryffindor’a yerleşiyor. Sırlar odası kitabında şapkadan kılıç çıkarması da yine buna işaret. Çünkü kılıç yine iktidarın ve krallığın sembolü. Ayrıca son kitapta kim ölüp geri geliyor? Harry. Peki tarihte ölüp geri gelen en ünlü kişi kim? Tabii ki İsa.

Harry’nin seçilmiş çocuk ya da kitaptaki adıyla hayatta kalan çocuk olması da biraz damdan düşer gibi aslında. Rowling, Harry’nin neden seçilmiş olduğunu tam yanıtlamıyor. Trelawney’in yaptığı kehanet ve Voldemort’un seçimi Harry’i bu kehanetin konusu yapıyor diyorlar ama şöyle bir saçmalık var. O zaman neden James ve Lily’i Fidelius ile saklama gereği duydular? Sonuçta Voldemort’a karşı olan herkes risk altındaydı. Voldi Sirius’u da yakalasa öldürecekti diğerlerini de. Onların üzerinde kullanılmayan bu tılsım neden Lily ve James için kullanıldı?

Bir de kehanet kimin seçilmiş olduğunu belirlemiyor. Daha çok seçilmiş olanın ne zaman doğacağını belirliyor. Yani Harry’nin gelişini söylüyor. Bu da şu yüzden önemli Harry aslında saklanan sır ve bu sır artık açığa çıkıp kiliseyi temsil eden Voldemort’un sonu olacak. Kehanet de bunu anlatıyor.

Gördüğünüz üzere Harry Potter serisi ile kutsal kase efsanesinin pek çok benzerliği var


Bu paralellikler daha da genişletilebilir ancak ana fikri anlatmak için bu kadarı yeterli. Ben açıkçası Rowling’in bunu komplo teorisi düşüncesiyle yaptığını düşünmüyorum. Kutsal kase hikayesi yada dini hikayeler pek çok masalda alegorik şekilde yer alır. Bu da neredeyse bir gelenektir. Ayrıca yazarlar okuyucuları için bu tür çift anlatılar kurup insanları şaşırtmayı severler. O da sanırım bu alegoriyi kullandı. Ben de daha önce bir teori yazmamıştım ama yine de keyifliymiş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

:bye: 
:good: 
:negative: 
:scratch: 
:wacko: 
:yahoo: 
B-) 
:heart: 
:rose: 
:-) 
:whistle: 
:yes: 
:cry: 
:mail: 
:-( 
:unsure: 
;-) 
 

Send this to a friend